unutulmuş sonbaharların vedaları kurumuş kurulan örtmüş üstüme arta kalanları yakmış son tütsüsünü kehanet İstiridye kabuğuna saklanmış masal taneleri böğrüme vuran sızı kanlı sonbaharsın sen sağır bir akşamüstü belki aynı debdebeler topal darbeler çizer hayatı şeytan sofrasına...
ağlama zafer sanacaklar hıçkırıklarını olma küskün gölgeler sermiş, tüm yaralı sarmaşıklarını ağlama , tutulur ay sen ağlayınca, yüreğimde bir sigara söner gidemem, gitti çözünen yağmurlar gece yumdu gözlerini huzme huzme doldu ışığın diyemem, dedi...
çıldırışın ses kısıklığıydı.. seni bekleyiş… ve bir ton yıllanmış masaldı geçmiş… ve bir o kadar hüznün gömleği dar gelmekte bir beden benden.. uzak kalmışken senden… kaç çocuk gülümsemesi vardı sevgilim...
Bir çok şey söylenmiş olmalı aşka dair. Onca klişenin ve sözcük yığınının üstüne...