Hemera

  • 25/6/2007 - terli ve ağlamaklı
  • unutulmuş sonbaharların vedaları

    kurumuş kurulan

    örtmüş üstüme arta kalanları

    yakmış son tütsüsünü kehanet

    İstiridye kabuğuna saklanmış

    masal taneleri

    böğrüme vuran sızı

    kanlı sonbaharsın sen

    sağır bir akşamüstü belki

    aynı debdebeler

    topal darbeler

    çizer hayatı

    şeytan sofrasına

    bir öğün borcum kaldı

    avucumdaki kader çizgisi yaralı

    baharın son yokuşunda kalmış

    son bir veda saklı şimdi

    terli ve ağlamaklı…

    Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 25/6/2007 - çözünen yağmurlar
  • ağlama zafer sanacaklar hıçkırıklarını

    olma küskün

    gölgeler sermiş,

    tüm yaralı sarmaşıklarını

    ağlama , tutulur ay

    sen ağlayınca, yüreğimde bir sigara söner

    gidemem, gitti çözünen yağmurlar

    gece yumdu gözlerini

    huzme huzme doldu ışığın

    diyemem, dedi yalnızlar dillenen aşklarını

    hece umdu sözlerini

    uzun uzun ağladı yakarışlar…

     

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 25/6/2007 - şehir
  •  

     

    şehir

    dil senin

    kandil senin

    akan damlaları silen

    mendil senin

    yırtıp geçen ciğerimi

    soluduğum şu hava senin

    limanında bıraktığım elveda

    asfaltlara döktüğüm ikindi vakitleri,

    saman altlarım,

    can çekişlerim,

    karıştığım sedalar senin

    dudak moru

    kan kırmızı

    ciğer katranı

    dirhem dirhem

    döktüğüm senin

    al hepsini

    gözüm

    görmesin seni

     

     

     

     

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 21/6/2007 - var
  • öğütülmüş acılarım var

    acı da neyse

    ya da ne kadarını

    anlatabilirim ki ‘acı’

    anlatamam..

    anlatılmaz acılarım var demeliydim

    çok sıradan

    ama benim için o kadar da yoğun

    bırakmak isteyip de bırakamadığım

    bir de ‘mutluluk rollerim’ var

    ezberlediğim

    ara ara aşk bültenleri

    üç beş uçuk kaçık sohbet

    gece dönüşlerim var

    sabah yeniden uyanışlarım

    yalan kahkahalarım

    riyakar dostluklarım.

    sessiz göz temaslarım var tehlikeli

    küfredercesine zoraki selamlarım

    bir evim,kimine göre bir gelecek

    bir lokma simide muhtaç

    bunu oyun sanan

    bir martı gibi

    bir vapurun ardından bakışlarım var…

    bir eski sokak lambası gibi soğukta kalışlarım

    her içişimde bir daha içmeyeceğim diyen pişmanlıklarım

    ismi bende saklı

    gönderdiğim şarkılarım

    yerleri başka kişileri başka

    yitip giden hayallerim

    yanı başında ,üzerine vurup duran dalgalardan,

    denizi fark edemeyecek kadar saf,

    bir kum tanesi olduğumu hissedişlerim var

    kıskanışlarım, sevişlerim,yalan hikayelerim

    ve şimdi de bir paket sigaram var

    eski kıştan kalma bir soba gibi

    kül dolu bir geçmişim

    nadasa bırakılmış topraklarım

    ağlasam da

    içimde hep gülümseyen

    bir çocuğum var

    onun hatırına

    katlanılmışlık denen oyunum

    son defa

    son defa oynuyorum…

     

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 21/6/2007 - hüznün gömleği
  • çıldırışın ses kısıklığıydı..

    seni bekleyiş…

    ve bir ton yıllanmış masaldı

    geçmiş…

    ve bir o kadar hüznün gömleği

    dar gelmekte bir beden  benden..

    uzak kalmışken senden…

    kaç çocuk gülümsemesi vardı

    sevgilim gülüşünde

    kaç yalnız bulut geçerdi

    gözlerinde…

    kaç gemi ağlardı teninde…

    kaç sigara tüterdi ciğerimde

    ismin manşetti yüreğimde ve mevsimler siper olurdu

    gün olurdu

    gün batardı

    sözler yorulur çekilirken bir köşeye

    sen vardın be sevdiğim

    bu şehirde

    bu gecede,her şeyde…

     

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • gepetto

    Reklam

  • Sayfa: 1 - Toplam: 3
    | Sonraki Sayfa